“Oy kara kafalı Uso’m, kıvırcık kafalı Uso’m. Küle gül ektim, kara saka.
Külü kara döktüm, gülleri sakaların üstüne. Gelincik şurubu şişeleri
diziliydi camın önünde gül açtığında, gül dalında saka öttüğünde. Hani,
şurup şişelerinde limon tuzunun gelinciği soyup suya giydirdiği mevsim.
Kar vaktinden çok kül vakti oldu ömrümüzün. İyi ki de oldu. İlk çığın
altında kalmak varken her külden yeniden doğduk.”